Osteoporoz Nedir?
Osteoporoz, düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikro mimarisinin bozulması, trabekül sayısında azalma, trabeküler incelme ve bağlantı kaybı, kortikal kalınlıkta azalma ve gözenekliliğinde belirginleşme sonrası kemik kırılganlığında ve kırık eğiliminde artışla sonuçlanan progresif metabolik bir kemik hastalığıdır. Osteoporoz kırık riski yaratan bir hastalıktır. Hastalığın en önemli komplikasyonu, kemik kırıkları olup, kırıklar ikincil birçok sağlık sorunu yaratmakta ve hatta ölümcül olmaktadır. Osteoporoz, kırık oluşuncaya kadar sessiz seyreden bir hastalıktır. Kırıklar, minimal travmalarla veya bazen travmasız oluşurken özellikle yaşlılarda sıktır. Tedavi ve bakım için, bireye olduğu kadar sosyal güvenlik kurumlarına da aşırı yük getirmektedir. Osteoporoz, kırıklar oluşmadan da tanısı konabilen, gerekli önlemlerle ve tedavilerle, kırıkların yaratacağı sağlık sorunlarının önlenebildiği bir hastalıktır.
Osteoporoz Sınıflaması
Osteoporoz, kemik metabolizmasını etkileyen faktörler göz önüne alınarak, primer ve sekonder osteoporoz olarak sınıflandırılmıştır.
Primer Osteoporoz iki başlık altında incelenir:
- Tip I Osteoporoz: Menopoz sonrası, endojen estrojen eksikliğine bağlı, esas olarak trabeküler kemik kaybını ifade eder. Postmenopozal osteoporoz olarak da adlandırılır.
- Tip II Osteoporoz: Yaşa bağlı (senil) osteoporoz da denilir. Kortikal ve trabeküler kemiğin, her iki cinste yaşa bağlı kaybını ifade eder.
Sekonder osteoporoz; çeşitli hastalıklar veya ilaçların kullanımı sırasında görülen osteoporozdur. Sekonder osteoporoz prevalansı erkeklerde daha yüksektir.
Bu sınıflamaya dahil olmayan osteoporoz tiplerini juvenil osteoporoz, gebelik osteoporozu, premenopozal osteoporoz, lokalize osteoporoz ve idiyopatik osteoporoz oluşturmaktadır.
Klinik değerlendirme:
Osteoporoz önlenebilir ve tedavi edilebilir, kırık oluncaya kadar uyarıcı bulguları olmayan sessiz bir hastalıktır. Osteoporotik olduğu bilinen veya olduğundan şüphe edilen bir hastadan iyi bir hikaye alınarak ve fizik muayene yapılarak kemik fizyolojisini ve kırılganlığını etkileyen
risk faktörlerini belirlemek önemlidir.
Primer Osteoporozun Risk Faktörleri Nelerdir?
Primer Osteoporozun kesin bir nedeni olmamakla birlikte, çeşitli risk faktörleri bu durumun gelişme olasılığını artırabilir:
- Yaş: İlerleyen yaş, kemik yoğunluğunun doğal olarak azalmasına ve kemiklerin zayıflamasına neden olur. Bu nedenle yaş, primer osteoporoz için en önemli risk faktörlerinden biridir.
- Cinsiyet: Kadınlar, özellikle menopoz sonrası dönemde östrojen hormonunun azalması nedeniyle primer osteoporoza karşı daha savunmasızdır.
- Genetik Yatkınlık: Ailede osteoporoz öyküsü bulunan bireylerde primer osteoporoz gelişme riski daha yüksektir. Genetik faktörler kemik yoğunluğu ve yapısını etkileyebilir. Ebeveyndeki kırık hikayesinin olması risk faktörüdür.
- Hormonal Faktörler: Östrojen ve testosteron gibi hormonlar kemik sağlığında önemli rol oynar. Bu hormonlardaki düşüşler kemik kaybına yol açabilir.
- Yaşam Tarzı Faktörleri (dolaylı etkiler): Yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı, hareketsiz bir yaşam tarzı, sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir ve primer osteoporoz riskini artırabilir. Bu faktörler genellikle sekonder osteoporozda daha belirgin rol oynasada, primer osteoporozun gelişiminde de katkıları olabilir.
Primer Osteoporozun Belirtileri Nelerdir?
Primer osteoporoz genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır ve kemik yoğunluğu önemli ölçüde azalana kadar belirgin belirtiler ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle “sessiz hastalık” olarak da adlandırılır. İlk belirti çoğu zaman bir kemik kırığı olabilir. Primer osteoporozla ilişkili yaygın kırık bölgeleri şunlardır:
- Omurga Kırıkları: Hafif bir zorlanma veya düşme sonucu ortaya çıkabilir. Sırt ağrısına, boy kısalmasına ve kamburluğa (kifoz) neden olabilir.
- Kalça Kırıkları: Yaşlı bireylerde ciddi sonuçlara yol açabilen kırıklardır. Düşmeler sonucu sık görülür.
- El Bileği Kırıkları: Düşme sırasında ele dayanma sonucu oluşabilir.
İleri evrelerde, omurga kırıklarına bağlı olarak boy kısalması ve kamburluk gibi duruş bozuklukları da görülebilir. Ancak bu belirtiler genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.
Primer Osteoporoz Tanısı Nasıl Konur?
Primer Osteoporoz tanısı, çeşitli yöntemlerle kemik yoğunluğunun ölçülmesi ve risk faktörlerinin değerlendirilmesiyle konulur:
- Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DXA – Dual-enerji X-ışını Absorpsiyometrisi): Bu test, kemik mineral yoğunluğunu ölçmek için kullanılan en yaygın ve güvenilir yöntemdir. Genellikle kalça ve omurga bölgelerinden ölçüm yapılır. Elde edilen T-skoru, kişinin kemik yoğunluğunu genç ve sağlıklı yetişkinlerin kemik yoğunluğuyla karşılaştırarak osteoporoz riskini belirlemede kullanılır. Primer osteoporoz tanısı genellikle düşük T-skoru ile konulur.
- Fizik Muayene ve Tıbbi Öykü: Primer osteoporoz tanısında, Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış; hastanın genel sağlık durumunu, yaş ve cinsiyet gibi risk faktörlerini, aile öyküsünü, yaşam tarzını ve geçmişte yaşanan kırıkları ayrıntılı şekilde değerlendirir. Bu bütüncül yaklaşım, doğru tanı ve etkili tedavi sürecinin temelini oluşturur.
- Röntgen: Kemik kırıklarının veya omurga çökmelerinin tespit edilmesinde yardımcı olabilir. Ancak erken evrelerde kemik yoğunluğu azalmasını göstermez.
- Kan ve İdrar Testleri: Primer osteoporozu taklit edebilecek veya kemik sağlığını etkileyebilecek diğer tıbbi durumları (örneğin, hipertiroidi, hiperparatiroidi, bazı kanser türleri) dışlamak amacıyla yapılabilir. Bu testler genellikle sekonder osteoporozun nedenlerini araştırmak için daha önemlidir.
Osteoporoz Tedavisi Nasıl Yapılır?
Primer Osteoporozun tedavisi, kemik kırığı riskini azaltmayı ve kemik yoğunluğunu artırmayı ya da kemik kaybını yavaşlatmayı amaçlar. Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış, tedavide genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisini birlikte uygulayarak daha hızlı sonuç alınmasına katkıda bulunur.
- Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
-
- Beslenme: Yeterli kalsiyum (günlük 1000-1200 mg) ve D vitamini (günlük 800-1200IU) alımı kemik sağlığı için hayati önem taşır. Kalsiyum kaynakları arasında süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve bazı güçlendirilmiş gıdalar bulunur. Günlük gereksinim, öncelikle beslenme yoluyla sağlanmalıdır. Erişkinlerde ortalama diyet yoluyla kalsiyum alımı 700-800 mg civarındadır. Beslenme yoluyla yeterli kalsiyum alımı sağlanamazsa ek kalsiyum verilmelidir. D vitamini ise güneş ışığı, yağlı balıklar ve D vitamini takviyeleri yoluyla alınabilir. Serum 25(OH)D vitamini düzeylerinin 20 ng/ml’nin üzerinde olması hedeflenmelidir.
- Egzersiz: Düzenli ağırlık taşıyıcı egzersizler (yürüyüş, dans, ağırlık kaldırma ve tenis koşu, merdiven çıkma gibi) ve kas güçlendirici egzersizler kemik yoğunluğunu korumaya ve artırmaya yardımcı olabilir. Yerçekimine karşı yapılan egzersizler ağırlık taşıyıcı egzersiz olarak tanımlanır. Egzersiz için herhangi bir engel olmadığı düşünülürse haftada 3 kez en az 30 dk. kadar yürüyüş yapmaları ve düzenli olarak mümkünse her gün birkaç dakika sırt ve postür egzersizleri yapmaları önerilir. Kas güçlendirici egzersizler, yoga, pilates gibi denge, direnç ve postür egzersizlerini içerir. Yerçekimine karşı yapılmadığından, yüzmenin kemikler üzerine olumlu etkisi yoktur.
- Sigara,Alkol ve kahve: Sigara içmek ve aşırı alkol tüketimi kemik sağlığını olumsuz etkiler. Bu nedenle bu alışkanlıklardan uzak durmak önemlidir. Günlük 3 bardaktan fazla kahve tüketiminden kaçınınız.
- Düşmeleri Önleme: Evde kaygan zeminlerin düzeltilmesi, iyi aydınlatma sağlanması, uygun ayakkabı kullanımı gibi önlemler düşme riskini azaltarak kırık oluşumunu engelleyebilir.
- İlaç Tedavisi: Kemik kaybını yavaşlatan veya kemik yapımını artıran çeşitli ilaçlar mevcuttur. Doktor, hastanın kemik yoğunluğu, kırık riski ve genel sağlık durumuna göre en uygun ilacı veya ilaç kombinasyonunu reçete edecektir. Sıkça kullanılan ilaç grupları şunlardır:
- Bifosfonatlar: Kemik yıkımını yavaşlatarak kemik yoğunluğunu artırır ve kırık riskini azaltır. Ağızdan uygulanan veya enjektabl tedavi seçenekleri hastaya göre tercih edilmektedir. (örneğin, alendronat, risedronat, ibandronat, zolendronik asit).
- Denosumab: Kemik yıkımını engelleyen bir başka ilaçtır ve enjeksiyon yoluyla uygun hastalara 6 ayda 1 uygulanır.
- Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM’ler): Vertebra dışı kırıklar üzerine etkisi gösterilememiştir. Kırığı olmayan, bisfosfonatları tolere edemeyen veya bisfosfonatlar için uygun olmayan ve invaziv meme kanseri riski yüksek olan menopoz sonrası kadınlarda osteoporozun tedavisinde bir seçenek olabilir.
- Teriparatid: Kemik yapımını uyaran bir ilaçtır ve genellikle yüksek kırık riski olan hastalarda kullanılır.
- Romosozumab: Hem kemik yapımını artıran hem de kemik yıkımını azaltan yeni bir ilaçtır ve yüksek kırık riski olan postmenopozal kadınlarda kullanılır.
- Takip ve İzleme: Tedavinin etkinliğini değerlendirmek ve gerekirse tedavi planını ayarlamak için düzenli kemik yoğunluğu ölçümleri (DXA) ve doktor kontrolleri önemlidir. Tedavi altında olan hastalarda yılda bir, teriparatid tedavisi alan hastalarda 6 ayda bir kemik mineral yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kadınlar menopozdan sonra neden kemik erimesine maruz kalır?
Menopozla birlikte östrojen hormonu seviyeleri düşer, bu da kemik kaybını hızlandırır.
Kemik erimesinden (osteoporoz) kurtulmak için ne gibi yiyecekler yemek lazım?
Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler (süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, yağlı balıklar) tüketilmelidir.
Bende kemik erimesi (osteoporoz) olduğunu nasıl anlarım?
Genellikle belirgin bir belirtisi yoktur. Kemik yoğunluğu ölçümü (DXA) ile teşhis edilir. Kırıklar ilk işaret olabilir.
Kemik erimesi için takviyeler var mıdır?
Kalsiyum, magnezyum, K ve D vitamini takviyeleri doktorumuz önerisiyle kullanılabilir.
Eriyen kemikler yeniden yapılanabilir mi?
Kemik kaybı yavaşlatılabilir ve kemik yoğunluğu ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bir miktar artırılabilir ancak tamamen eski haline dönmeyebilir.
Kemik Erimesi Kaç Yaşında Başlar?
Kemik kaybı yaşla birlikte başlasa da, osteoporoz genellikle ileri yaşlarda (65 yaş ve üzeri) klinik olarak belirgin hale gelir. Ancak risk faktörlerine bağlı olarak daha erken yaşlarda da görülebilir.
Kemik Erimesi (Osteoporoz) Genellikle Kimlerde Görülür?
Yaşlı erişkinlerde, menopoz sonrası kadınlarda, düşük vücut ağırlığına sahip kişilerde, uzun süreli kortikosteroid kullananlarda, ailede osteoporoz öyküsü olanlarda, yetersiz kalsiyum ve D vitamini alanlarda, sigara içen ve aşırı alkol tüketenlerde daha sık görülür.
Osteoporoz Önlenebilir mi?
Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli D vitamini alımı ve risk faktörlerinden kaçınarak osteoporoz riski azaltılabilir.
