Sekonder Osteoporoz

Sekonder Osteoporoz Nedir?

Sekonder osteoporoz, altta yatan bir tıbbi durum veya kullanılan ilaçların bir sonucu olarak ortaya çıkan kemik yoğunluğu kaybı ve buna bağlı olarak artan kırık riskidir. Primer osteoporozun aksine, sekonder osteoporozun kökeninde tanımlanabilir bir neden yatar. Vücuttaki dengeyi bozan çeşitli hastalıklar veya uzun süreli ilaç kullanımları, kemik yapım ve yıkım süreçlerini olumsuz etkileyerek kemik erimesine zemin hazırlayabilir. Bu durum, her yaşta görülebilmekle birlikte, altta yatan nedenin türüne ve süresine bağlı olarak farklı şekillerde ilerleyebilir.

Sekonder Osteoporozun Nedenleri Nelerdir?

Sekonder osteoporozun yani ikincil osteoporoz gelişiminde rol oynayan çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bu faktörler genellikle vücudun hormonal dengesini, besin emilimini veya doğrudan kemik hücrelerinin aktivitesini etkileyebilir:

  • Endokrin Bozukluklar: Tiroid veya paratiroid bezlerinin aşırı çalışması (hipertiroidizm, hiperparatiroidizm), Cushing sendromu, diyabet (şeker hastalığı) gibi hormonal dengesizlikler kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu durumlar, kemik yıkımını hızlandırabilir veya kemik yapımını yavaşlatabilir.
  • Gastrointestinal Hastalıklar: Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi kronik bağırsak hastalıkları besin emilimini bozarak kalsiyum ve D vitamini gibi kemik sağlığı için elzem maddelerin yetersiz alınmasına neden olabilir. Ayrıca, bazı mide ameliyatları da benzer sorunlara yol açabilir.
  • Romatolojik Hastalıklar: Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi kronik inflamatuvar hastalıklar, vücutta sürekli bir iltihaplanma durumuna yol açarak kemik kaybını tetikleyebilir.
  • Hematolojik Hastalıklar: Multipl miyelom, lösemi gibi bazı kan hastalıkları doğrudan kemik iliğini etkileyerek kemik yıkımını artırabilir.
  • Böbrek Hastalıkları: Kronik böbrek yetmezliği, D vitamini aktivasyonunu bozarak ve kalsiyum dengesini olumsuz etkileyerek kemik metabolizmasını etkileyebilir.
  • Bazı İlaçlar: Uzun süreli kortikosteroid (prednizon gibi), bazı antikonvülzanlar (epilepsi ilaçları), proton pompa inhibitörleri (mide koruyucular), aromataz inhibitörleri (meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar) ve tiroid hormonunun aşırı kullanımı gibi ilaçlar kemik yoğunluğunu azaltabilir.
  • Diğer Durumlar: Uzun süreli yatak istirahati, organ nakli sonrası kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme bozuklukları (anoreksiya nervoza gibi) da sekonder osteoporoza katkıda bulunabilir.

Sekonder Osteoporozun Belirtileri Nelerdir?

Sekonder osteoporozun belirtileri genellikle primer osteoporoza benzer şekilde sinsi ilerleyebilir ve belirgin işaretler kemik yoğunluğu ciddi oranda azalana kadar ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle, altta yatan hastalığın veya ilaç kullanımının belirtileri ön planda olabilir. Ancak, kemik erimesi ilerledikçe aşağıdaki durumlar gözlenebilir:

  • Kemik Kırıkları: Özellikle hafif travmalar veya düşmeler sonucu beklenmedik kırıkların meydana gelmesi sekonder osteoporozun ilk işareti olabilir. Omurga, kalça ve el bileği en sık etkilenen bölgelerdir.
  • Sırt Ağrısı: Özellikle omurga kırıklarına bağlı olarak şiddetli sırt ağrıları ortaya çıkabilir.
  • Boy Kısalması: Tekrarlayan omurga çökmeleri zamanla boy kısalmasına neden olabilir.
  • Kamburluk (Kifoz): Omurga kırıkları ve çökmeleri sonucu sırtta eğrilik ve kamburluk gelişebilir.

Sekonder osteoporozda, altta yatan hastalığın kendine özgü belirtileri de eşlik edebilir. Örneğin, hipertiroidizmi olan bir kişide sinirlilik, kilo kaybı ve çarpıntı gibi belirtiler de görülebilir.

Sekonder Osteoporoz Tanısı Nasıl Konur?

Sekonder (ikincil) osteoporoz tanısı, primer osteoporozda olduğu gibi kemik yoğunluğu ölçümü ile başlar, ancak altta yatan nedeni belirlemeye yönelik ek değerlendirmeler de içerir:

  • Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DXA): Bu test, kemik mineral yoğunluğunu ölçerek osteoporozun varlığını ve şiddetini belirlemede temel araçtır. Genellikle kalça ve omurga bölgelerinden ölçüm yapılır.
  • Fizik Muayene ve Detaylı Tıbbi Öykü: Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış, hastalarını yalnızca mevcut şikayetleriyle değil, bütüncül bir sağlık perspektifiyle değerlendirir. Fizik muayenenin yanı sıra; geçmiş hastalıklar, kullanılan ilaçlar, aile öyküsü ve yaşam tarzı gibi tüm tıbbi veriler titizlikle ele alınır. Böylece kemik sağlığını etkileyebilecek tüm olası nedenler bilimsel doğrulukla analiz edilir ve kişiye özel bir yol haritası oluşturulur.
  • Kan ve İdrar Testleri: Sekonder osteoporozun olası nedenlerini araştırmak için çeşitli kan ve idrar testleri yapılabilir. Bu testler, hormon seviyelerini (tiroid, paratiroid, seks hormonları), kalsiyum ve fosfor düzeylerini, böbrek fonksiyonlarını, inflamasyon belirteçlerini ve bazı kemik metabolizma göstergelerini değerlendirebilir.
  • Radyolojik Görüntüleme: Röntgen, kemik kırıklarını veya omurga anormalliklerini tespit etmede yardımcı olabilir. Gerekirse bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi ileri görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.
  • Kemik Biyopsisi: Nadiren de olsa, altta yatan nedeni belirlemek için kemik iliğinden örnek alınarak mikroskop altında incelenebilir. Özellikle hematolojik hastalıklar veya metabolik kemik hastalıklarından şüphelenildiğinde gerekebilir.

Sekonder Osteoporoz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Sekonder osteoporozun tedavisi, primer osteoporozun tedavisine benzer yaklaşımları içerirken, öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesine odaklanır:

  • Altta Yatan Nedenin Tedavisi: Sekonder osteoporozun temelini oluşturan tıbbi durumun veya ilaç kullanımının yönetilmesi, kemik kaybını durdurmak veya yavaşlatmak için hayati önem taşır. Örneğin, hipertiroidizm tedavi edilmeli, mümkünse kemik yoğunluğunu olumsuz etkileyen ilaçların dozu ayarlanmalı veya alternatifleri değerlendirilmelidir.
  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Primer osteoporozda olduğu gibi, yeterli kalsiyum (günde 1000-1200 mg) ve D vitamini (günde 800-1200U) alımı, düzenli ağırlık taşıyıcı ve kas güçlendirici egzersizler, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınma ve düşmeleri önleyici önlemler sekonder osteoporozun yönetiminde de önemlidir.
  • İlaç Tedavisi: Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış, hastanın genel durumu ve altta yatan nedenlere göre en uygun ilaç tedavisini planlar. Sekonder osteoporozda bifosfonatlar, denosumab, teriparatid ve romosozumab gibi ilaçlar, ihtiyaç doğrultusunda bireysel olarak değerlendirilir.
  • Takip ve İzleme: Tedavinin etkinliğini değerlendirmek ve gerekirse tedavi planını ayarlamak için düzenli kemik yoğunluğu ölçümleri (DXA) ve düzenli kontroller önemlidir. Altta yatan hastalığın seyri de yakından takip edilmelidir.


Sekonder osteoporozun tedavisi, altta yatan nedenin niteliğine göre farklı branşların iş birliğini gerektirebilir. Endokrinoloji uzmanı Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış, gerektiğinde ilgili branşlarla koordineli çalışarak hastaları için en doğru tedavi sürecini planlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Tiroid veya paratiroid hastalıkları, bağırsak sorunları, böbrek rahatsızlıkları gibi çeşitli tıbbi durumlar ve bazı ilaçların uzun süreli kullanımı sekonder osteoporozun nedeni olabilir. Menopoz sonrası kemik erimesi ise hormonal değişikliklerle ilişkilidir.

Hem primer hem de sekonder osteoporozda yeterli kalsiyum ve D vitamini içeren besinler (süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, yağlı balıklar) tüketmek önemlidir. Ancak sekonder osteoporozda altta yatan hastalığa özgü beslenme önerileri de olabilir.

Genellikle belirgin bir belirtisi yoktur. Kemik yoğunluğu ölçümü (DXA) ile teşhis konulur. Sekonder osteoporozda altta yatan hastalığın belirtileri de yol gösterici olabilir. Kırıklar ilk işaret olabilir.

Uzm. Dr. Burcu Meryem Atak Sançmış, sekonder osteoporoz tedavisinde kalsiyum ve D vitamini desteğini, hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre değerlendirir. Ancak esas odak, kemik kaybına yol açan altta yatan nedenin doğru tanımlanması ve etkin şekilde tedavi edilmesidir.

Kemik kaybı yavaşlatılabilir ve kemik yoğunluğu ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bir miktar artırılabilir. Altta yatan nedenin kontrol altına alınması iyileşme sürecinde kritik rol oynar. Tamamen eski haline dönmeyebilir.

Altta yatan hastalığa veya ilaç kullanımına bağlı olarak her yaşta görülebilir. Örneğin, uzun süreli kortikosteroid kullananlarda veya kronik böbrek hastalığı olanlarda risk artmıştır.

Bilgi İstek Formu

Detaylı bilgi ve randevu almak için bilgi istek formumuzu doldurun.

Randevu / Bilgi Al

Lütfen Formu Eksiksiz Doldurun